Bisiklete yeni başlayan arkadaşımın hikayesini aktarmaya başlamıştım hatırlarsanız.

Bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Anlaşılan o ki, insan bir kez bisiklet aşkına tutulduğunda, kendisini bu zevkli yolda nelerin beklediğini kestirmesi, geleceğin kendisine ne tür sürprizler hazırladığını tahmin etmesi pek mümkün olamıyor. Şirin bir Polo bisiklet özlemiyle başlayan hikayemizde kahramanımız bakın bisiklet merakını hangi noktalara taşıyor…

İşte hikayemizin ikinci bölümü…

Artık yavaş yavaş bisiklet ve bisiklet donanımları hakkında araştırma ve inceleme yapmaya başlamıştım. Bisikletimdeki v-frenler benim gibi 110 kg’ın üzerindeki bir adamı yeterince iyi yavaşlatamıyordu. Disk fren diye bir şey vardı ve v-frenden daha iyi olduğu söyleniyordu. Denemeye karar verdim disk frenleri: Ancak sahip olduğum kadroda sadece öne takılabiliyordu bu sistem. Kadrom disk frenlere uygun olarak üretilmemişti!

Gerçekten daha iyiydi frenlemesi disk frenlerin ama bu değişiğim benim için yeterli değildi… Bisikleti tümüyle değiştirmeliydim. Tam da o aralar FIELD marka bir bisiklet geçti elime. Sahip olduğu mat siyah-gri ve mavi renkleriyle gözüme hoş görünüyordu bu yeni bisiklet. Sahip olduğu donanımın eski bisikletime göre daha kaliteli olması ve en önemlisi ön arka disk yerleri ile işte aradığım bisiklet bu dedim kendi kendime…

FIELD marka bisiklet de kahramanımızı ancak bir noktaya kadar tatmin ediyor.

Eskisi ile takas ettim. Üstüne yetmezmiş gibi ön arka mekanik disk ve disk uyumlu jantlar aldım: Harcadığım paraya hala inanamıyordum.

U23′ler de yarışan Gaziantep’imizin dağ bisikletindeki gururu Abdülkadir Kelleci, Adnan Ağabey’in yanında çalışıyordu ve aramızda sıkı bir abi kardeş dostluğu başlamıştı. Bankacı arkadaşım beni kesmiyordu artık, daha ciddi bisiklet kullanmalıydım.

Birkaç kez topluca çıktıkları antrenmana beni de çağırmış olsalar da genelde en arkada ben kaldığım için onlara zorluk çıkarıyordum. Saygılarından birileri geride kalıp antrenmanını erken bitirmek zorunda kalıyordu her defasında. Ağırlığımdan çatırtılar duyuluyordu bisikletten ve anladım ki üzerindeki donanım çocuk bisikletlerinde kullanılan cinstendi.

Yepyeni Kavramlar

Shimano ‘Deore’ ve ‘XT’ gibi kavramlar ile tanışmıştım artık. Çok pahalı şeylerdi ama güzel çalışıyorlardı. Ben de istedim ve Adnan abi küçük çaplı bir sipariş ile vitesleri ve fren vites kollarını değiştirdi. Tabi ki yine farkını verdik.

Bunca donanım değişikliğine rağmen, çatırtılar devam ediyordu! İşler gittikçe karmaşıklaşıyordu. Binmek istiyordum ama bisikletime karşı da bir güvensizlik başlamıştı içimde.

Bir akşam üstü gezintisinde 2Teker hastalarından bir ağabeyimizin, “bu bisikletin nesini beğeniyorsun? Senin statüne bile uygun değil!” demesinden 2 hafta sonra altımdaki bisiklet İstanbul ve Ankara’dan topladığım, 2. el bir Giant NRS olmuştu: Tam amortisörlü, alüminyum büyük boy (large) kadrolu, Rockshox Reba amortisörlü, tümüyle XT hidrolik disk frenli, easton gidon, gidon boğazı ve sele borusu ile Shimano M765 jantlar ile donatılmış, tam bir dağ bisikleti.

Gaziantep gibi bir yerde böyle bir bisiklet toplayan nadide bir bisiklet sürücüsü olduğum için bana bilgi ve indirimleriyle yardımcı olan Yeşilbisikletten Gürsel Abi, Kaçkar Bisiklet’ten Yusuf ve Ankara Performans Bisiklet’ten Sadun’a teşekkür ederek bu sporu daha iştahla yapmaya devam ettim.

Artık performansımdan değil de bisikletimden dolayı antrenmanlara çağrılıyordum. Fakat tek eşofmanlı ben olduğum için gelen tepkilerden dolayı bir tayt edinmeye karar verdim: Yeni kıyafetimden çok utandığım için yine de içime giyiyordum önceleri taytımı.

Kask takmaya ise kendimi hala hazır hissetmiyordum.

Aklım o aralar karbon malzemelere takılmıştı. Bir de XTR vardı tabii. Vites sistemlerini şahı… Böyle üst düzey bir donanıma sahip olmak nasıl bir duygu olmalıydı acaba?

Artık ufak ufak tamiratlar ve ayarlar yapabiliyor, malzemeleri tanımak denemek ve yorum yapmak istiyordum.

“Bisiklet ile ilgili bir şey alacaksan kalitelisini almalısın!” Bu düşünce kafamda iyiden iyiye yer etmeye başlamıştı.

Bisikletimden artık ses gelmiyordu.

Antrenmanlarımda 25-30km’lik mesafeler artık beni yormuyor, grubun gerilerinde kalmıyordum.

2 ay sonra kendimi eşim ve çocuğum ile birlikte tatil için gittiğimiz Hong Kong’da, her türlü malzemeyi elleyebileceğiniz bir bisikletçide XTR set pazarlığı yaparken ve alacağım karbon kadroyu tatil boyunca yanımda nasıl taşıyacağımı düşünürken buldum.

Gidilecek 5 ülke ve uzun bir tatil süreci kadrodan vazgeçmeme sebep oldu. Döndükten bir kaç hafta sonra Kaçkar Bisiklet’teki büyük boy (large) kadro, karbon çift süspansiyonlu NRS benimdi ve satın aldığım XTR set de üzerindeydi.

Kendime inanamıyordum. Başlarda, 430YTL’nin bir bisiklet için çok fazla olduğunu düşünen bir kişi olarak artık bazı motorsiklet modellerinden daha pahalı bir bisiklete sahiptim. Artık sabahları 40 km yapıp biraz yorgun olsam da işe devam edebiliyordum.

Bu Yazıyı Paylaş
[del.icio.us] [Digg] [Facebook] [Mixx] [Reddit] [Sphere] [StumbleUpon] [Technorati] [Twitter] [Yahoo!] [Email]



Konuyu 2Teker Forum'da Tartışın

İlginizi Çekebilecek Yazılar



2Teker RSS Üyelik 2Teker E-Bülten Üyelik

Bu yazı hoşunuza gittiyse eğer 2Teker E-Bülten üyeliği için e-postanızı bırakarak yayınlarımızı düzenli takip edebilirsiniz: