Gezi: Singapur - Malezya - Avustralya

Ebru Yıldırım - Sydney Mainly Plajı - Ocak 2008

(Bu yazı 2008 yılı Ocak ayında yazılmıştır) Sonunda eve döndük. Çok uzun bir tatil oldu. Çok yer gördük farklı insanlarla tanıştık. 25 gün sürdü gezimiz… 3 farklı ülke ve sayısız kültürle karşılaşma imkanı bulduk. Birbirinden farklı yaşam tarzlarıyla karşılaştık. Değişik coğrafyaları yerinde doyasıya deneyimleme fırsatı yakaladık eşim Ebru ile birlikte… Sağolsun yılların uzakdoğu rehberi ve yarı Avustralyalı (gerçekten) olan eşim sayesinde çok farklı, özel bir tatil yapma şansını yakalamış oldum. “Çok gezen mi çok okuyan mı bilir?” derler ya hani arkadaşlar. “Okuma”ya karşı değilim şüphesiz ama “gezmek” ve “görmenin” ne kadar önemli olduğunu bu gezide bir kez daha farkettim. Uzun uzadıya tatili anlatmaktansa gezimiz esnasında beni etkileyen aklımda kalan önemli ve ilgi çekici noktaları, sizlerle paylaşmak istedim bu yazıda…

Öncelikle gezimizin ana hatlarını bir kez daha hatırlatmak isterim. İlk olarak Malezya -Kuala Lumpur aktarmalı Singapur’a ulaşarak tatilimizi başlattık. Singapur’da geçirmiş olduğumuz 2 gün ülkenin - şehrin genel havasını kavramamız için yetti de arttı bile.

Öncelikle İstanbul büyüklüğünde bir alandan bahsettiğimizi belirtmek isterim. İyi bir metro altyapıları var etkin bir ulaşım için. Doğanın korunmuş yeşili ile büyük banka ve finans kurumlarının yönetim binaları bir arada yer alıyor şehrin merkezinde.

Singapur'dan tipik bir görüntü...

Singapur çok düzenli, temiz bir yaşam alanı sunuyor. Farklı ırklardan ve kültürlerden insanlar birarada barış içerisinde yaşıyor bu güzel ülkede… Bu düzen ve temizlik tabii kendiliğinden oluşmuyor. Ülkenin “cezalar şehri” olarak adlandırıldığını belki duymuşsunuzdur. Şu an ne kadar çok bu cezalara gereksinim duyuluyor bilemiyorum ancak bir dönem “istenilen düzeni” sağlayabilmek adına bu cezaların kullanıldığını ve sonunda bu uygulamanın çok işe yaradığını düşünüyorum.

Örneğin bir köprü altı yaya geçişinin bulunduğu yoldaki “bisiklet sürmeyiniz” işaretinin hemen altında sürenlerin alabileceği ceza da hemen belirtilmiş: 1000 Singapur Doları. Hoş gece bu geçitten geçerken bir bisikletlinin aynı yerde bisiklet kullandığını gördük ancak genel olarak benzer cezaların işe yaradığına eminim. Çeşitli uyarılar şehrin pek çok yerinde görülebiliyor.

Şehrin hemen yanında yer alan ve teleferikle ulaşabildiğiniz Sentosa adasında yer alan büyük deniz akvaryumunda büyük köpekbalıklarından inanılmaz egzotik balık ve deniz hayvanını çok yakından izleme imkanı bulabiliyorsunuz.

Ayrıca Singapur’un kuruluş tarihinin çok iyi anlatıldığı “mumyalar müzesi” de bu ada üzerindeki müze de gezilmesi gereken yerlerden…

Yasaklar

Sonuç olarak geçirdiğimiz iki gün sonrasında yaşanılası bir yer olmasına rağmen bir İstanbul’lu olarak bir kaç aydan sonra bu şehirde sıkılabileceğimi düşündüm.

LANGKAWI ADASI

Bir sonraki durağımıza ulaşmak için Singapur’dan Kuala Lumpur’a trenle geri dönerek buradan uçakla Langkawi adasına uçtuk. Tropik doğası bozulmamış bir ada Langkawi.

Langkawi Adası

Yeşilin gerçekten yeşil, doğanın gerçekten en el değmemiş haliyle korunduğu bir yer anlayacağınız. Langkawi malayca Kahverengi Kartal anlamına geliyormuş. Adanın dört bir yanında özellikle deniz mahsulleriyle beslenen kartallar uçuşuyor.

Langkawi Adasında 5 Yıldızlı Bir Otel Bahçesi

Aslında bölgede 4-5 çeşit kartal var. Bu cinslerden bazıları adanın yükseklerinde yaşarken bir kısmı ormanda ve bazıları da söylediğim gibi deniz üzerinde avlanıyor.

Langkawi adasında maymunları her yerde görebilirsiniz...Yollarda, evlerin etrafında ve kaldığımız orman içi otelde çok sayıda “makak” maymunlarını gördüğümüzde ilk günlerde oldukça şaşırmıştım doğrusu. Maymunlardan beni çok güldürüyor. Çok komik ve şirin hayvanlar. Doğanın el değmemiş olması, bu maymunların yaşam alanlarıyla insanlarınkini buluşturuyor bu adada… Bunun dışında aklınıza gelebilecek her tür egzotik hayvan yerleşim alanlarının çok yakınında yaşamaya devam ediyorlar.

4 gün yaşadığımız bu adada çok güzel günler geçirdik. Dragon denilen leş yiyen büyük kertenkelelerin yüzdüğü el değmemiş sahillerde denize girdik, köpekbalıklarını besledik, maymunlarla oyunlar oynadık.

Malezya petrol çıkaran bir ülke olmanın avantajlarını yaşıyor ve benzin ülkede yaklaşık 0.4YTL civarında. Yani 10-15 km’lik bir mesafede taksi tuttuğunuzda 4-5YTL gibi bir ücret ödemeniz yeterli olabiliyor. 2 gün boyunca motorsiklet kiralayarak adanın dört bir yanını doyasıya dolaştık. Herhalde 100-150km mesafe yapmışızdır. Sadece 7YTL benzin parası verdik…

Yollarda kedi - köpek ezilmiş olduğunu görürüz ya kimi zaman. Bu adada maymunlardan tutun, tilki, sincap ve bilimum ismini bilemediğimiz hayvanların yollarda telef olduğunu görebiliyorsunuz.

Katılmış olduğumuz rehberli ada gezisinde ormanlarda dikkat edilmesi gereken çok sayıda yabani bitki ve ağaç olduğunu öğrendik. Aylarca ağrılar içerisinde kıvranmanızı sağlayacak zehirde yabani bitkiler ve ağaçlar, egzotik ama tehlikeli böcek ve hayvanlar… Anlaşılan o ki bu güzellikleri yaşarken dikkatli olmakta fayda var…

Langkawi adasından egzotik bir sahil...

AVUSTRALYA - CAIRNS

Langkawi’den Kuala Lumpur aktarmalı Sydney’e ve oradan da ülkenin kuzeyindeki Cairns’e varmamız yine tüm günümüzü aldı. Sydney Cairns arası dahi zaten 5 saat sürüyordu.

Langkawi’deki tropik deneyimin bir benzerini ama çok daha modernini yaşamak üzere bir sonraki durağımız Avustralya’nın Cairns şehriydi. Ülkenin Kuzey doğu kesimi “Queensland” olarak adlandırılıyor ve bu bölge Kaptan Cook tarafından adanın batı kesimlerine oranla oldukça geç bulunmuş. Bence yaşanılası en güzel bölgesi de ülkenin Kuzey ve doğu kesimleri… Dünyanın en el değmemiş mercan kayalıklarını da içeren “Great Barrier Reef” bölgesi dalış meraklısı turisler için inanılmaz imkanlar sunuyor şehrin 100 km kuzeyinde.

Sydney Gilligan Backpack OteliKaldığımız yer Gilligan adındaki şehrin en ünlü “backpacker” otellerinden biriydi. Bu şehirde 50′yi aşkın benzer hostel ve otel bulunuyor. Backpack otelleri sırt çantasını alıp ülke ülke dolaşan sınırlı bütçeli genç turistlerin konaklamaları için mutfak ve banyonun paylaşıldığı mekanlar aslında. Biz bu otelin müstakil odalarında kalmış olsak da farklı ülkelerden olan genç turistlerin yaşamlarını deneyimleme imkanı bulduk eşimle.

Doğrusu ya odamız gayet konforlu, otelimiz oldukça merkezi bir yerdeydi. Şansımıza “Christmas” ve hemen sonrasındaki “Boxing Day” dolayısıyla Cairns’te geçirdiğimiz 4 günün ikisinde pek çok işyeri ve dükkan kapalıydı. Yine de bölgeyi detaylı keşfetme imkanı bulduk. 1 gün araba kiralayarak Cairns’in güneyindeki şelaleriyle ünlü bölgeyi dolaşma imkanı bulduk. İlk gün ise şehrin kuzeyinde yer alan “Great Barrier Reef”te dalışa gittik.
El değmemiş mercan kayalıklarında yaşadığıklarımız tüm yorgunluğumuza ve katettiğimiz onca yola değdi doğrusu…

Mavinin ve vahşi doğanın en ince ayrıntısına kadar yaşanabildiği ve sahile yaklaşık 40km uzaklıktaki deniz üzerindeki büyük yüzer platformda gün boyunca, yarı denizaltı benzeri bir araçla deniz altında keşfe çıkıp, şnorkellerle uzun süre dalış yapma imkanı bulduk. Köpekbalıkları, deniz kaplumbağaları, rengarenk binbir egzotik balık türü hepsi çok yakınımzdalardı. Kendimizi bir belgeselde ya da deniz akvaryumuna atılmış dalgıçlar gibi hissettik…

Cairns'te Dalış Günü...

Dalış esnasında üzerimize giydiğimiz kıyafetler aslında “lycra”dan yapılmış basit kıyafetler. Peki neden bunları giymemiz gerekiyor?.. Tabii ki “Jelly Fish” dedikleri bir tür denizanası türüne karşı alınan bir önlem bu… Cairns’i ziyaret ettiğimiz dönem “Jelly Fish”lerin denizde yoğun olduğu dönemmiş. Bu denizanaları vücudunuza değdiğinde alerjik ağrılı bir tepkime yaşanabiliyormuş vücutta. O yüzden dalış esnasında önlem için bu kıyafetleri giymemizi istediler.

Cairns'teki Mercan Bölgesinde Yer alan Quicksilver Dalış Merkezi

Quicksilver adlı bölgenin en iddialı dalış firmasıyla Mercan bölgesinin en kuzey bölgesine ulaştığımız deniz otobüsü ancak 1 saatte bölgeye ulaşmamızı sağlayabildi. Denizin üzerine konuşlandırılmış bu güzel yüzer platformun altı cam olup, gerek tüplü dalış gerekse şnorkel dalışı için her tür detay düşünülmüştü. Ayrıca bir yarı denizaltı sayesinde 30 dakikalık bir de su altı gezisi de yapma imkanı bulduk bölgede…

Doğa çok güzel ve çok vahşi ancak kimi zaman çok da güvenli olduğunu söylemek mümkün olamıyor. Uçsuz bucaksız sahillerde denize girmek ne kadar keyifli olacak gibi gözükse de tuzlu suya uyum sağlamış timsahlar, kimi zaman kıyılarda görülen beyaz köpekbalıkları, zehirli balıklar ve “jelly fish” denizanaları insanlar için ciddi riskler oluşturabiliyor.

Egzotik bu bölgede yaşanan fırtınalar ve yoğun yağmurlar da her an hayatınızı riske sokabilecek başka etkenler. Örneğin Cairns’ten Sydney’e gidişimizden 3-4 gün sonra Queensland bölgesinde yaşanan yoğun yağmurlar su baskınlarına neden oldu.

Araç kiralayarak şehrin güneyini gezdiğimiz bölgede yol kenarlarında gördüğümüz seviye belirtir işaretler 3-4 metreye kadar yükseklikleri gösterir nitelikteydi. Yağmur yağdığında taşan dereler ve kanallar yüzünden anlaşılan o ki bu yollar yıl boyu zaman zaman su altında kalabiliyor.

Zaten “Jip” türü araçların egzost borularının genelde üstte oluşu da bu tür su baskını dönemlerinde araçların mobil kalabilmelerini sağlamak için düşünülmüş.

Dikkat edildiği taktirde genel olarak hayat hiç de zor değil ancak doğa işleri kimi zaman pek de kolaylaştırmak istemiyor gibi görülüyor . Yerleşim yerleri arasında mesafeler çok uzak ve uzun süre seyahat ettiğinizde ülkenin içlerine doğru yerleşim alanlarının gittikçe daha da seyreldiğini görebiliyorsunuz. Tüm gün süren gezimiz esnasında 100km içerisinde karnımızı doyurabilecek tek bir yer bulamayışımız da bunun en güzel göstergesi…

Etrafta kanguruları zaman zaman görebiliyorsunuz. Ormanlar ise bölgenin özelliği olan yağmur ormanları cinsinden “gerçek” ormanlar… Yani yeşilin yeşil, bitki ve hayvan çeşitliliğinin uç noktalarda dolaştığı yerler. Anlatmak pek kolay değil mutlaka yaşamanız gerekiyor bu yeşil cennetleri…

Otel Odamızdan Görüntü

Cairns şehir merkezinde yer alan büyük havuz deniz suyu ile dolu olmasına rağmen neredeyse 24 saat şehir sakinlerine hizmet veriyor.

Gün boyu cankurtaranların kontrolünde şehir halkına sunulan bu ücretsiz hizmet sayesinde Avustralyalıların tabiriyle “lagün” şehrin belki de en renkli noktası.

View Larger Map

Farklı ülkelerden gelen 100′lerce kişi bu rekreasyon alanında olabildiğince yararlanıyor.

Cairns Havuz

AVUSTRALYA - SYDNEY (Mainly Beach)

Gezimizde son durağımız Sydney oldu. 5 gün şehir merkezinde 7 gün de Mainly Beach adı verilen şehrin kuzeyindeki sayfiye semtinde unutulmaz günler yaşadık Ebru ile…

Şehir içindeki otelimiz gayet vasattı ancak Mainly Beach denilen cennetten köşede kendimize bir apartman dairesi kiralamıştık. Aşağıdaki görüntü dairemizin manzarası… Okyanusa bakarak uyanmak, gece boyu dalgaların uzaktan gelen sesini dinlemek, sabah 7-8 gibi kalktığınızda dahi büyük dalgalarda sörf yapan sörfçüleri görebildiğiniz bu güzel sahilde, sırf o sörfçülerin deniz ve spor sevgileri dahi hayatta insanı birşeyler yapmak için itelemeye yetiyor doğrusu… İnsan burada çok daha enerjik, yaşamak için çok daha istekli oluyor şüphesiz.

Avustralya Sydney - Mainly'de Kiraladığımız Evin Balkonu

Bu yüzden aşağıda görmüş olduğunuz sahilde aynı anda çok sayıda aktiviteye katılan insanları gün boyu birarada görmek mümkün olabiliyor… Neler mi bu aktiviteler… Hemen aklıma gelenleri sayayım.

Kumlar üzerinde profesyonel sporculardan plaj voleybolu öğrenmek mi istiyorsunuz. Plaj 10′un üzerinde profesyonel voleybol sahası sizleri bekliyor. Denizde sörf, body board, kano, kayaking ve okyanus kıyılarına özgü kano benzeri oyuncaklarla oynamak mı istiyorsunuz?.. Koşan, paten yapan, sokakta ulaşımı sağlamak için sıkça kullandıkları uzun “long board” kaykaylarını kullanan insanlar mı görmek istiyorsunuz?.. Bisiklete binen çocuklarını “trailer”larında taşıyan, antrenman yapan bisiklet meraklıları mı istiyorsunuz?.. Hepsini aynı anda Sydney sahillerinde görmeniz mümkün oluyor…

Bir öğle sonrası Ebru sahili gözlemliyor
Bisiklet Avustralya’lıların gündelik hayatlarına gün geçtikçe daha fazla girmekte… Güzel bisiklet yollarının yanı sıra, çok sayıda insan “cruiser” tarzı bisikletlerden en egzotik yol bisikletlerine mutlaka 2Tekere biniyorlar. Televizyonda dinlediğim bir haberde, son 5 yılda büyük şehirlerde bisiklet kullanımı 3 katına çıkmış bulunuyor. Benzinin litresinin 1.2YTL’lerden 1.7YTL’lere yükselmesi (bize göre yine çok ucuz ama…) insanların bisiklete yaklaşımını hızlandırmış. Bu arada bazı ufak sorunlar da yaşanmıyor değil bu konuda. Özellikle sabah işe gidiş ve akşam işten dönüş saatlerinde, bisikletleriyle toplu ulaşım araçlarına binmek isteyen bisikletçilere, otobus ve tren işletmeleri tepki göstermiş ve bu yoğun saatlerde bisikletlerin toplu ulaşım araçlarına girmeleri yasaklanmış. Bu sefer de bisikletçiler ayaklanmışlar ve “Bisikletsiz bir Sydney” mi isteniyor diyerek protestolara başlamışlar. Adamların derdi bisikletin kullanımının artmasını nasıl çözecekleri anlayacağınız. Ayrıca birkaç yıl içerisinde Paris’te başarıyla uygulamaya geçmiş olan kredi kartıyla bisiklet kiralama sistemi Sydney’de uygulanmaya başlanacakmış.

Bisiklet Taksi

Şehirde çok sayıda bisikletli kurye ve bisiklet - taksilerin olduğunu da belirteyim…

Emre Yıldırım - Mainly Sahili

Etkileyici olan belki de en önemli nokta ise ise genel olarak Avustralya’da insanların birbirlerine ve çevreye olan saygı ve duyarlılıkları hiç kuşkusuz. Bu kadar güzel bir insan kitlesi içerisinde bir millet birbirine bu kadar mı insancıl yaklaşır, yan gözle de olsa birbirlerini süzmezler. Evet arkadaşlar kimse kimseyi cinsiyetleri ve güzellikleri nedeniyle rahatsız etmiyor, çoğu zaman ilgilenmiyorlar bile…

Herşeyin başına ve sonuna “saygıyı” taşıyan bir ülke Avustralya. Bu doğal olarak hayat kalitenizi oldukça üst seviyelere çıkarıyor.

Sydney Avustralya’nın İstanbul’u aslında. 4 milyon kişinin yaşadığı bu çok güzel şehirde, Opera binası ve Harbour Köprüsü belki de en fazla ilgi çeken mekanların başında gelmekte… Ancak şehir sadece bu simgelerle betimlenemeyecek kadar güzel ve farklı. Benim şimdiye kadar gördüğüm en yaşanılası şehir doğrusu.


Opera binası şehrin en önemli simgesi hiç şüphesiz.

Sydney Opera Binası

Harbour Köprüsü ise her yıl yeniyıl kutlamalarının havai fişeklerle süslendiği dünyanın en önemli ışık oyunu ve havaifişek gösterisine ev sahipliği yapan bir mekan. Bu yıl yeniyıla girerken köprüyü yakından görebilen çok güzel bir sahildeydik. Gazeteler bu muhteşem gösteriyi seyredebilmek için 1 milyon kişinin köprüyü gören alanlarda toplanacağını haberdar ediyorlardı. Bu gösteri şehirde “bence” hakettiğinden çok daha fazla şişiriliyor.

Harbour Köprüsü

Yine de seyretmesi eğlenceli güzel bir gösteriydi 2007 yılı havaifişek gösterisi…

Şehrin her yanına girebilen deniz, 10′larca denize girilebilecek doğal kumsal’ın şehrin dört bir yanına yayılmasına vesile olmuş.

Ve deniz Avustralya’lıların hayatlarında çok önemli bir yere sahip. Doğa ve insanın bir metropolde bu kadar barışçıl yaşadığı başka şehirler var mıdır dünyada bilemiyorum.

İskelelerin çoğunun yağında plajlar yer alıyor...

Ancak emin olun Sydney bence yaşanılması gereken şehirlerin başında gelmeye devam ediyor. Örnek vermek gerekirse, İstanbul Taksim gibi merkezi bir semtten çıplak ayakla yola çıkan anne - çocuk (evet terlik kullanmayan çok sayıda insan var sokaklarda) rahatlıkla ellerine sörflerini ve plaj oyuncaklarını alarak otobüse atlayıp şehrin dört bir yanında yer alan plajlardan birinde sörf yapmaya ya da hoşça vakit geçirmeye gidebiliyor. Ve kimse dönüp de kardeşim sen ne yapıyorsun, bari ayağına terlik, ayakkabı giyseydin demiyor.

Bir sahile oturup denizi izlemeye koyulduğunuzda, onlarca yelkenlinin, teknenin, kanoların, rüzgar sörflerinin aynı anda denizi kullandıklarını şaşkınlıkla izliyorsunuz.

Sydney'de bir şehir içi plaj...

İnsanlar ne giydiklerinden çok hayatta ne yapmak istediklerine dikkat ediyor ve mutlu olmaya odaklanmış görünüyorlar. “No worries mate” “Endişelenme Arkadaş” deyişi de sanırım bu hayat felsefelerinden ortaya çıkmakta.

Bu fırsatlar şehrinde doğa da halen korunmaya devam ediyor. Örneğin günün ortasında şehrin sokaklarına bir pelikan’ın inmesi, akşam saatleri geldiğinde yarasaların ortalarda dolaşmaları insanı şaşırtıyor…

Son söz olarak fırsat bulursanız bu toprakları ziyaret etmeye çalışın derim. İnanın hayatınızı geçirmek için bundan daha iddialı ve uygun mekanları bulmanız mümkün gözükmüyor.

Yaptığımız gezinin ana hatları genel olarak böyleydi.

Şahsım adına hayatımda gerçekleştirdiğim en güzel tatili yaşadım bu gezimizde. Herkese benzer deneyimleri yaşama için çaba sarfetmelerini tavsiye ederim. Ülkedeki işsizlik oranı “%0″ iken Sydney’in yaşamak için potansiyeli çok yüksek bir şehir olduğunu düşünüyorum.

Yorumla

XHTML etiketlerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>