19 May
Emre Yıldırım Atölye Kendin Yap Rehber
Aslı Bisiklet, Atölye, DT Swiss, Jant, Lastik, Lastik Tamiri, Marintek, Mavic, Rehber, Teker Seti
Bu yazı 2004 yılının Kasım’ında yazılmıştır. Ancak halen büyük bir keyifle kullanmakta olduğum ve bu yazıda proje konusu olan teker setlerimi “Tubeless Teker Setleri” haline dönüştürmeye karar verdiğimde bu yazının halen ne kadar güncel konuları işlediğini düşündüm. MTBTR döneminde yazdığım yazıyı bu kez 2Teker sayfalarına taşımanın yerinde olacağını düşündüm. Unutmayın ki aradan geçen 4 yıllık zaman, malzeme ağırlıklarında ufak azalmalar ve teknoloji gelişimi, fiyatlarda ise yukarı hafif yükselişler göstermiş olabilir! Shimano malzemeler halen günümüzde USD bazında satılmakta olup diğer tüm ürünlerin fiyatları EUR bazında seyretmektedir. Bu yazıdaki çoğu bilgi ve teker kurma stratejisi günümüzde aynen geçerli olup malzeme çeşitliliği Türkiye piyasasında çok daha fazla artmış durumdadır. Akılda tutulması gereken anafikir, göbekler ve tellere fazla para harcamak, jantlarda ise aşırıya kaçmamak olmalıdır. Yazımız işte aynen şöyle başlıyordu:
Herkes aynı şeyin peşinde öyle değil mi? En düşük bütçeyle en iyi performansı yakalama derdi bir şekilde eninde sonunda hepimizi buluyor… Yeni bir bisiklet alırken, yeni bir amortisöre geçerken, yeni bir kask edinirken yani yeni olan hemen herşeyde bu sorun karşımıza çıkmakta… Bu yazımızın konusunun hesaplı bir teker seti nasıl kurulur olsun istedim. İşte başlıyoruz… Diyelim yeni bir tekerlek seti oluşturmak istiyoruz ve sınırlı bir bütçeye sahibiz. Ne Yapmamız gerekiyor? Öncelikle iyi bir tekerlek setinde nelere dikkat etmemiz gerektiğini gözden geçirmeliyiz. Nedir dikkat edeceklerimiz derseniz?
- Öncelikle kullanım koşullarınıza, sürüş stilinize ve ağırlığınıza uygun jant modellerini gözden geçirmelisiniz.
- Bu jant modelleri arasında en iyi fiyat/performansı sunan marka-model seçimini yapmalı.
- En iyi fiyat/performans’a sahip haznelerde karar kılmalı.
- Hangi marka ve model jant tellerini kullanmamız gerektiğine karar vermeli.
- Ve son olarak uygun kaset dişli seçimini gerçekleştirmelisiniz.
Yukarıda saydığım koşulların pek çok kişisel değişkene bağlı olduğunu ben de biliyorum. O yüzden bu yazıya yeni bir tekerlek seti yaparken benim nelere dikkat ettiğimi anlatarak devam etmenin yerinde olacağını düşündüm.
Hikayeme başlamadan önce kendime neden ikinci bir tekerlek seti yapma ihtiyacı duydum bahsetmek isterim. Tekerlek setleri bildiğiniz üzere önemli bir kaza geçirmediğiniz sürece, çok uzun süreler kullanabileceğiniz dayanıklı bisiklet parçalarının başında geliyorlar.
“Bu kadar fiyata tekerlek alınır mı? Biz bu paralara tam bir bisiklet alıyoruz da üzerine bir de para artıyor”
“Türkiye gerçeğini unutmayın Emre bey uçuşunuz kısa, inişiniz sağlam olsun!..”
Doğrudur bazı tekerlek setleri 1000 ila 1500 dolarlara yaklaşıyor günümüzde ancak şu kesinlikle unutulmamalıdır: Performans yükselip ağırlık azalırken, diğer tüm bisiklet parçalarında olduğu gibi tekerlek setlerinde de fiyatlar yükselir ve eğer performans sürüşü yapıyor, bu işi hoşça zaman geçirmenin ötesinde ciddi bir hobi olarak görüyorsanız, elde edeceğeniz her tür hafiflik ve performans artışı sizi daha iyiye götürecektir (en azından psikolojik olarak)
Dolayısıyla “1000 dolar bir tekerlek setine verilir mi?” sorusuna, “siz böyle bir tekerlek seti ile donatılmış kaliteli bir dağ bisikletini hiç elinize aldınız, kullanma şansı buldunuz mu?” demek gerektiğini düşünüyorum.
Tabii herkesin bu bütçelere sahip olamayacağını da baştan kabul edersek, tekerlek setimizi oluştururken hafifletmek için yapabileceğimiz hiçbirşey yok mudur gibi bir soru geliyor akla…
Olmaz olur mu tabii ki var!.. Buyrun size neler yapmışım onları anlatayım…
Önce gelin mevcut tekerleklerime bir göz atalım. Yıllar boyu çeşitli vesilerle ufak tefek kazalar sonucu jantlarımı değiştirmiş olsam da her ikisi de Shimano XT olan ön ve arka haznelerimi yaklaşık 5 senedir kullanıyorum. Ayrıca şu andaki mevcut her iki jantım da yaklaşık 2-3 yaşlarında.
Önde klasik Mavic 231 kullanırken (ki kendisi 410-420 gr ağırlıklarındadır), arkada hafiflikleri ile ünlü (sanırım 390 gr civarları) Mavic 517′lere sahibim. Ve her ikisinin de miyadı dolmak üzere. (Bu yazı 2004 yılında yazılmıştır ve söz konusu teker setleri aynen ilk günkü gibi hizmet vermeye devam etmektedir!)
Hemen belirteyim kilom hiçbir zaman 73 kg’ları geçmiyor ve düzenli olarak Arazi Sürüşü (XO) tarzında bisiklet sürüyorum. Ne büyük atlama zıplamalar ne de artistik hareketleri bende göremezsiniz. Düz bir kullanıcıyım anlayacağınız.
Neden bunları anlatıyorum? Zira sürüş tarzınıza ve kilonuza uygun jant seçimi işin en önemli noktaların başında geliyor.
Peki yeni tekerlek setimde neler olmalıydı ve ben bu projeye ne kadar para harcamayı düşünüyordum?
Öncelikle bu tekerlek setinin hafif olması benim için önemliydi. Ancak hafiflik derken insan ne kadar Mavic Crossmax’lere özense de cebimde 600-700 dolarlık bir delik açılmasını da istemiyordum.
Kendime bir karşılaştırma tablosu yapıp (lafın gelişi tabii bu tabloyu sizler için yaptım ben ne yaptığımı zaten biliyordum) olayı bir de kağıt üzerinde planladım.

Tablodaki ağırlıklar “gr”, fiyatlar ise “usd” olarak ifade edilmiştir
Tablo üzerinden bakıldığında aslında aslında herkesin ülkemizde kolayca bulabileceği parçalardan yararlanmayı hedeflediğim kolayca görülecektir. Yoksa dünyada gerek dayanıklılık, gerek performans, gerekse fiyat anlamında çok özel seçenekler mevcut ama burada bir malzeme analizi yapmaktansa pratikte ulaşabileceğimiz parçalardan bahsetmenin yerinde olacağını düşündüm.
JANTLAR
Öncelikle jant seçeneklerine gözatmak gerekirse mevcut kullandığım jantlar da dikkate alındığında, Mavic jantların dünyada önemli bir pazar payına sahip olduğunu ve bunu haksız yere kazanmadığını belirmek isterim. Benim hedeflediğim kullanış tarzına en uygun jantlar Mavic 717′lerdi ve tıpkı seçtiğim Rigida XC420′ler gibi 420 gr ağırlığa sahiplerdi. Ancak piyada bulabileceğiniz Mavic ve DT Swiss gibi ünlü jant markları nispeten yüksek bütçelere hitap etmekteler. Eğer bütçeniz yeterliyse durmayın edinin bu kaliteli jantlardan.
Tam bu sırada karşıma Rigida’lar çıkınca da doğrusu hiç tereddüt etmedim. Neden mi?
Öncelikle jantların bir tekerlek setindeki en geçici parça olduğunu düşünüyorum. Yani herhangi bir darbede ya da zorlu şartlarda kullanımda bir tekerlek setinde ömrünü en hızlı tüketecek parçalar jantlardır. Bu durumda gelip geçici parçalar olduğu da düşünülürse burada belirli bir kaliteyi gözönünde bulundurmak şartıyla farklı alternatiflere açık olunabileceğini düşündüm.
- XC420′ler hafiflerdi ki genel tekerlek seti ağırlığını en ucuz şekilde aşağı çekecek parçalar da jantlardır.
- Rigida XC420′lerin çifti ülkemizde 30 dolara satılıyordu. Evet belki spot piyasadan elde edilmişilerdi belki bir daha hiç bu fiyata Rigida jant bulamayacaktık ama kesinlikle bu fiyata böyle bir jant az bulunurdu. (Bu arada öğrendiğim kadarıyla bu jantlardan tedarikçide şu an itibariyle 100 adet daha bulunuyormuş bilginize)
- Rigida kendisini kanıtlamış kesinlikle kalitesiz ürün yapmayan dünyanın en büyük jant üreticilerinden birisiydi.
Böylece daha fazla jant aramama gerek kalmamıştı.
Şu anda örneğin en kolay bulunabilecek jantlar Rigida’nın ZAC19′ları. 550gr ağırlık ve çifti 20 dolar gibi fiyatlarla hemen her orta direk kullanıcının alabileceği bir jant modeli. Tek tük XC420′lerden bulunma şansı tabii ki var ama sınırlı. Onun dışında Mavic XC 717 ve DT Swiss’te XR ve X serileri piyasa da artık kolayca bulabileceğiniz diğer marka ve modeller. Siz iyisi mi böyle bir projeye başlamadan önce piyadaki bisiklet mağazalarını şöyle güzelce bir tarayın.
HAZNELER - GÖBEKLER
Burada da çok düşünmeme gerek yoktu. Yaklaşık 5 senedir kullandığım XT haznelerimden çok memnundum. Gelişen teknoloji ve ileriye dönük olarak disk frenlere geçişe uyumlu haznelerden edindiğimde, en iyi fiyat performansı yakalayacağımı biliyordum. Tabloyu incelediğinizde, XT ön - arka hazneler toplamda 90 dolara ülkemizde satın alınabilirken, bir XTR hazne seti almak istediğinizde ödemeniz gereken fiyat bir anda 280 dolara çıkıyor.
Arada tabii ki bir kalite farkı var ancak gerek kazanılacak 30 gr hafiflik gerekse aradaki kalite farkının bizim gibi fani bisiklet kullanıcıları için çok da önemli olmadığını düşünenlerden olduğumdan XTR’ı baştan alişveriş sepetime sokmadım.
TELLER
Düşük bütçeli ve bilinçli kullanıcıların göreceli olarak daha fazla harcamaları gereken nokta bence tellerdir. Ben de DT Swiss’in en üstün bir alt modeli olan “Revolution” model tellerini dışarıdan getirterek bu sorunumu çözdüm. (Bu arada güncel bir not olarak DT Swiss’in tüm kaliteli tel modelleri ve jantları artık ülkemizde rahatlıkla bulunabilmektedir. Aslı Bisiklet DT Swiss Türkiye Distribütörü olarak tüm DT Swiss ürünlerini artık uygun fiyatlarla ülkemize ithal ediyor!) Ne kazanıyordum böyle kaliteli telleri kullanarak?
- Öncelikle tellerin orta bölgelerinde 1.5 mm’lere inen incelikleriyle (normalde teller 2mm et kalınlığındadır) önemli bir hafiflik sağlanıyordu. Ne kadar kazanılır ki buradan diyenleriniz olursa, sıradan DT Swiss “Champion” tellere (ki genelde ülkemizde büyük bisiklet dükkanları ve pek çok kurulu bisiklette bu telleri bulabilirsiniz) oranla bir tekerlek setinde tam 161gr fark elde edebiliyordunuz. 32 delikli haznelerimde toplam 64 tel kullanıyordum ve bu tellerin toplam fiyatı 23EUR’a gelmişti bana.
DT Swiss Tellerin Karşılaştırması İçin Tıklayın
Bu teller kendilerine özel tel başları (nipple) ile kullanılabiliyorlar ve bu başların 64 tanesinin fiyatı da 8EUR’a malolmaktaydı. Toplamda tellere 31EUR vererek bu işi de halletmiş oldum. Tamam buraya taşıma parasını falan katmadım ama bir şekilde maliyeti 45EUR’lar civarında tutmak mümkün… Yurtdışında yaşayan tanıdıklarınız olursa olay çok daha ucuza çıkabilir tabii..
TOPLAM MALİYET VE HAFİFLİK
Toplamda bakıldığında bu operasyon bana malzeme fiyatı olarak yaklaşık 230YTL ya da 160 dolara malolmuş oldu. Tabii tekerleklerin örülme fiyatını da olaya eklediğinizde ki genelde 25 milyon civarıdır, o zaman fiyat 250YTL ya da 180 dolarlara yaklaşıyor.
Peki ne elde ediyoruz bu fiyata derseniz? Gayet hafif bir tekerlek seti elde ettiğimizi söyleyebilirim. Ağırlıkları hızlı sabitleyiciler (quick release) dahil ölçtüğümüzde, ön tekerleğin 823gr arka tekerleğin ise 1018gr civarlarında oluştuğunu gördük ki tekerlek seti toplamda 1841gr’a ulaşıyordu.
Bu ne anlama geliyor hemen açıklayalım: Daha önceki yazılarda hazırlamış olduğum alttaki karşılaştırma tablosuna göz atacak olursanız, yarış amaçlı tekerlek setlerinin ağırlıklarının 1400-1800gr’lar seviyelerinde olması beklenen bir özelliktir.
Bizim elde ettiğimiz (QR’lar dahil) ağırlığa oldukça yakın öyle değil mi? Peki Crossmax SL’ler örneğin ne kadar ağırlıkta? Tam 1685gr ve fiyatı da 800 dolar civarında. Tabii ki çok daha kaliteli ve performanslı tekerlekler onlar ama bizimki de fena değil hani!..
KASET SEÇİMİ
Şimdi ağırlığı buralara kadar düşürmüşken bu tekerlek setine sıradan bir kaset koymak doğru olmazdı. Ben de yeni bisikletimin arka vites ve vites değiştiricilerinin de SRAM X9 olmasından yola çıkarak ve tabii fiyat/performans olarak en iyi seçeneklerden biri olduğu için kaset olarak PG990′ı seçtim. 290gr ağırlığıyla XT kasete göre 20gr daha ağır olan bu kaset, Shimano’da XT kasetin muadili olarak algılanabilir ve 9′lu sistemde herkese rahatlıkla tavsiye edebileceğim bir parça.
Fiyat olarak da 60-65 dolarlar civarında piyasada bulabilirsiniz.
Sonuç olarak genel ağırlık olarak kaset ile birlikte toplam set 2128gr’a gelmiş oldu.
ÖNEMLİ BİR PÜF NOKTASI
Yeni bir bisiklet aldığınızda ya da benim gibi yeni bir tekerlek seti oluşturduğunuzda lastikleri takmadan önce ilk yapmanız gereken şey jant içi bandın olup olmadığını kontrol etmek yoksa jant içine bant döşemek olmalıdır. Bu konuyla ilgili olarak piyasada özel olarak satılan bantlar olmasına rağmen ya da iç lastikleri keserek bir şerit halinde jant içine döşemek gibi zihni fikir yollara başvurabileceğiniz gibi (ki ağırlıktır) ben bu gibi durumlarda yara bezlerini tutturmak için eczanelerde satılan yapışkanlı bantlardan kullanmayı tercih ediyorum.
Hem çok hafif hem de 2-3 milyona olayı hallediyorsunuz. En geniş boyundan seçeceğiniz bant ile ben 4 jant sardım ve sanırım bir 4 tane daha rahatlıkla çıkarır elimdeki rulo. Özellikle sibobun girdiği deliği iyice kaplamaya özen gösterirseniz anlam veremediğiniz ve sürekli kendisini tekrarlayan baş ağrıtıcı patlamalardan da kurtulacağınızı garanti edebiliriz. Bu konunun, pek çok kişiyi bisikletle daha ilk tanışmalarında canından bezdirerek soğuttuğunu defalarca şahit olmuş bir insan olarak aman atlamayın diyorum.
Dağ bisikleti ne kadar sağlam, ne kadar her türlü zorlu doğa koşuluna uygun şekilde tasarlanıyor olursa olsun aslında hayattaki pek çok şey gibi aslında çok ince dengeler üzerine kurulu bir düzenektir.
İşte böyle tekerlek seti hazırlamak gibi basit bir çalışmada bile aslında olayın ne kadar ince hesaplar üzerine kurulu olduğunu görmek farkındalıklarımızın artmasına da yardımcı oluyor diye düşünenlerdenim.
İşte benim yeni tekerlek setimin macerası da böyleydi. Umarım işinize yarayan birkaç bilgi aktarabilmişimdir.
Pedal çevirmeye devam…
İlginizi Çekebilecek Yazılar
- Rehber: Patlamayan Teker Seti Nasıl Kurulur?
- Rehber: Dağ Bisikletinde 700cc Teker Seti Kullanımı
- Rehber: Lastik Patlama Derdine Son
- Rehber: Neden Tubeless?
- Kendin Yap: Tüplü - Tubular Lastik Montajı Nasıl Yapılır?
- Atölye: Bisiklet Fren Pabuçları Nasıl Değiştirilir?
- Bisiklet Temel Bilgileri: Bike Collective
- Rehber: Dağ Bisikleti Alışveriş Tavsiyeleri
- Bisiklet Seçimi: Sedona 2008
- Rehber: Dağ Bisikleti Bakımı Nasıl Olmalı?
Bu yazı hoşunuza gittiyse eğer 2Teker E-Bülten üyeliği için e-postanızı bırakarak yayınlarımızı düzenli takip edebilirsiniz:
2 yorum
can
Mayıs 21st, 2008 at 5:33
1Ellerine sağlık Emre yine döktürmüşsün tablo ve bilgileri …
Bisiklet toplayacaklar veya hazırını alacaklar rehberliğinden yararlanmalı kesinlikle
Emre Yıldırım
Mayıs 21st, 2008 at 6:30
2Yıllar önce yazmıştım Can bu yazıyı. Sanırım yeni nesil bazı parçaların ağırlık ve fiyatları az biraz değişmişlerdir ancak sonuçta yazının anafikri belli… Ufak birkaç araştırma ile yeni teker seti kurmak isteyenler doğru yolu bulacaklardır.
RSS bu mesaja gelen yorumlar icin rss · TrackBack URI
Yorum yaz